31 Aralık 2008 Çarşamba

adı var kendi yoklardan bıktık
adı var kendi yoksa ben de yokum


her şey ayrı yazıldı ama güzeldi...

28 Aralık 2008 Pazar

26 Aralık 2008 Cuma

vize şarkıları...


vizeden yana şansım olmadı
cc'den başka notum olmadı
sayram'da yoksun,hiç bulunmuyorsun
halim kalmadı...

başlıyoruz bakalım...




19.01.2009
PAZARTESİ
CEZA GENEL HUKUKU

20.01. 2009
SALI
MEDENİ HUKUK

21.01.2009
ÇARŞAMBA
TÜRK HUKUK TARİHİ

23.01.2009
CUMA
BORÇLAR GENEL HUKUKU

24.01.2009
CUMARTESİ
TEMEL BİLGİSAYAR

27.01.2009
SALI
İDARE HUKUKU

29.01.2009
PERŞEMBE
MALİYE

31.01.2009
CUMARTESİ
SEÇİMLİK

03.02.2009
SALI
DEVLETLER UMUMİ HUKUKU




24 Aralık 2008 Çarşamba

sadece kar...


Zor zamanlar vardır hayatta...Tercihler yapılır ve her tercih bir terktir aslında.
Yollar çıkar karşımıza.Yolculuklarla olgunlaşır tercihlerimiz.Tercih ettikçe kabarır yenilgimiz suratımızda,suskunluğumuzda...
Katılımcı olmak yerine katı kuralcı olur tercihten sonraki bedenimiz...
Oysa kaybetmeler de vardır kaderde bunu biliriz.Üzüntüler ve küskünlükler de yer almalıdır gönlümüzde bunu da biliriz ama görmezden geliriz...
"Uzun zaman sonra akla gelen bir nakarattır hayat dile getirilmekten ürken.
Karla kaplı bir sokak ortasında söylenince kendiliğinden kar altındakini düşündüren."
Tercihe yer yoktur kar altında çünkü karın heybesinde herkese yetecek kadar kar vardır daima...

19 Aralık 2008 Cuma

KONUŞMA


aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
-Ülkü Tamer-

16 Aralık 2008 Salı

Büyükşehir kimin için çalışıyor?



Kentlerimiz kendi fotoğrafını milletin gözüne sokmaktan zevk alan belediye başkanlarına kaldığından beri eksiliyoruz farkında olmadan.
En ufak kutlama mesajının yanına iliştirdikleri sırıtkan fotoğraflarını kanıksadığımızdan beri montajlanmaya müsait fotoğraflar halinde yaşıyoruz hayatı.Birileri bizi kopyalıyor,yapıştırıyor,bir yerden alıp başka bir yere ekliyor,arkadaş listesine giriyoruz, albümlerde yer alıyor ve öylece sürüp gidiyor "modern" dünyamız.
Günlerdir kullandığımız yollar yeni açılıyor,yıllanmış kavşaklarda kurdela kesiliyor ve onlar hala fotoğraflarda gülmeye devam ediyorlar...

15 Aralık 2008 Pazartesi

İNSANIN TAŞRASI


Kimi kitaplar vardır,insan onları yirmi yıl süreyle okumaksızın yanında bulundurur,hep elinin erişebileceği bir yerde tutar,kentten kente,ülkeden ülkeye giderken,yeri çok az olsa bile,onu özenle sarılmış olarak beraberinde götürür;bavuldan çıkarırken belki sayfalarını biraz karıştırır;ama bir cümleyi bile sonuna kadar okumaktan dikkatle kaçınır.Sonra,aradan yirmi yıl geçince,bir an gelir,insan ansızın,sanki bir zorlamanın etkisindeymişçesine,böyle bir kitabı bir solukta baştan sona okumaktan başka çıkar yol göremez:O anda o kitap,artık bir vahiy gibidir.Artık insan,o kitabı neden bunca sorun ettiğini bilir.Kitabın uzun süre birinin yanında bulunması gerekmiştir;bir yer kaplaması,bir yük olması gerekmiştir;ve şimdi yolculuğunun hedefine varmıştır;şimdi artık kendini açığa vurmakta,birinin yanında hiç ses çıkartmaksızın geçirdiği yirmi yılı ışığa boğmaktadır. Onca zaman sessiz kalmamış olsa,bu kadar çok şey anlatmayacaktır,ve bu kitapta hep aynı şeylerin yazılı olduğunu ileri sürebilmek için,insanın budala olması gerekir.
-ELIAS CANETTİ-

MATARAMDA TUZLU SU


West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin!
Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı suç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim

vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.

Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbuki suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargı yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.

Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
gibi lükslerim de burada kalacak
siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
-İsmet ÖZEL-