13 Aralık 2012 Perşembe

Mourinho ile çay içtik*



“Bizi sarhoş eden şiirler bizi sarhoş etmezse bir gün ne yaparız.”

kim bilir hangi gece yazmıştım bu uzuncuk cümleyi. ne sonrasına tekabül ediyordu bilinmez. ama yazıldığı yazılı belgelerle sabit, işte bir soru yazılı belgelerle sabit olmayan yazılarım da mı var benim. ikaz edilmeye çekinilen ne kadar adam tanıdıysam sevdim nedense. halbuki bize öğretilen, öğrenmemiz gereken ne varsa bu coğrafyanın insanları ikazlarla öğrenmemişler miydi. tartışalım diye demedim, söylediğim deli saçmasının epizotları olabilir ve ben böyle olmasından gurur duymaktayım. başı sonu belirsiz, oldukça yersiz, çoğu kez sebepsiz bir cümle değil midir bizim içimizdeki ömrümüzü, yaşadığımız ömre nispet ettiren. bu son yazdığımı mesela yeniden okumaya bile korkuyorum zira mutlaka anlam katmaya harcayacağım dediğimi anlamlı kılmak için ama gereksiz olduğuna dair kanaatim muhkem.
çok sonraları akla gelen ezgiler bir türlü dile gelmez zira itiraf edelim ki hiçbirimiz mustafa keser değiliz, müzikhole gitmek caiz değil benim açımdan ya da sosyalistler için yaşasın küba demek sinir mi bozucu şu dünyada. bir arkadaşıma şiir kitabı aldım mesela alkışa layık değil miyim, hayır ortada alkışlanacak bir şey yok çünkü şiir gibi alkışladın kardeş denemez ki hiçbir alkış sonrasında alkış ehline. neyi alkışladıysak, alkışladıklarımız bizi mahçup etmedi mi günü gelince. bugün öğrendim devlet bahçeli misafirlerinin karşısında ceketinin iliklerini hiç açmazmış bu bile yeter diyeceğim ama ah şu dil yarası, ah şu kesin inançlılıklık, ışıklar yakın süt için ılık ılık. elbet bir gün ben de göreceğim, göreme’yi m(m)i, elbet bir gün cevap vereceğim telefonlara, laik el sallamalar geçmeyecek ama biliyor musun, sinmiş içe, işlemiş ama şu da bir sahih ki el sallamak çok kötü bir şey giderken laik olarak görünse bile.    

kopyaladım bir word sayfasından buraya yukarıda yazanları. okumamakta ısrar ediyorum ve sayfada okuyup düzeltme yapmayacağım hayır hayır nuri pakdil'e özenmiyorum, dizgi hatalarının başım gözüm üstünde yeri filan yok ama ekrandan okumak denemeye değer bir blog yazıcısı için.

blog şifresi unutayazmışım, düşün yani ne çok olmuş yazmayalı, yıllardır yazmıyor gibiyim gibi safdil laflar edecek değilim, ar ederim. arz ederim 10 küsur gün kaldı, talep yazmak filan gibi faaliyetlerim olacak sanırsam yakında.

Edirne Belediye Bandosu Müzisyenlerinden muhteşem klarnet ve yorumlarıyla bir bir TSM parçası
Klarnet: Günay Gümüş

* algoritmanın sonu.