5 Eylül 2011 Pazartesi

asker çay ocağı - itinayla ölünür.

“O sevgiler ki yoktular onlar ümitlerimizdi, ne ümitler yaşlandı gel zaman git zaman” 
sezen aksu.

kurduğunuz denklem beni zalim sizi barışsevici yapamaz. siz dünyayı kurtarın ama önce gidin bir köy kahvesinde derdinizi anlatmayı deneyin rençberlere. annenizi ikna edin eylemlerinize, babanızın hayır duasını alın. hepimizin dostları var, kişi arkadaşının dini üzerinedir bilirim, amenna. siz dünyanın en şerefli adamı olacaksınız, biz dünyanın en faşisti öyle mi, siz kim oluyorsunuz bu arada. hangi kitaptan alıntıladınız hüküm cümlesini. tevil ettiklerinden hesaba çekilecek canlıdır, insan. devletçi biz olalım iyi de kredi yurtlardan aldıklarınız kimin öyleyse. acıyı bal eylemek mi düştü 20’li yaşlarda gidenlerin annesine. durun bakalım açalım eski defterleri, adisyonu paylaşalım önce. kandil benim için dua edilecek gecedir sadece, dağ olanı midem kaldırmaz benim. iftiradan ve iftira atmaktan Allaha sığınırım, zan altında bırakmaktan birisini hicap duyarım, kimsenin gençliğinin baharıyla ilgili tarumar fikirlerim olamaz, bütün bunların olması bile üzgünlük sebebidir ama bilirim ki ferasetli olmak yakışıklı yapar müslümanı, güzel durur secde izinin yanında, sakinleştirir kalbi, berraklaştırır zihni, seçkinleştirir çevresini, belirginleştirir zalimi, söylettirir söylenmesi gerekeni.
benim kendisini savunamayacak, cevap veremeyecek durumda olan birisi üzerinden karalamalar yapmak, haksızlıkla hemhal olmak gibi niyetlerim olamaz, olmamalıdır, kimsenin bahçesindeki meyvede gözüm yok, ama meyve için eğilmekten de sakınırım.
arkadaşlarımı incitmek üzer beni, onların hayallerini yok saymak insanlığımı yok edici bir girişimdir, bunları söyleyeceklerime ipotek olsun diye değil kendi vicdanım için yazıyorum.
bir gün bu devran dönünce, yaşadığım hikayenin perdesi inince, hesabımı kolaylaştırmak için çabalıyorum, en iyisini Allah bilir. ve fakat insanlar öldürülürken sessiz kalıyorsun cümlesiyle yargılanıyorsam, devletin zulmü karşısında tepkisizliğimden bahis açılıyorsa dost meclislerinde, elbette suskun kalamam. çıktığımız yumurtanın kabuğuna slogan yazabiliriz ama onu beğenmemezlik ahlaken zayıf olmanın göstergesidir. 
uyuşturucu sadece madde bağımlılarını ilgilendiren bir sorun değildir, son derece toplumsaldır, birisi çıkıp
–kardeşim adam evinde enjekte ediyor seni ilgilendirmez ki, dediği anda virüs bulaşmış demektir vicdana. ben kiranın vaktinde ödenmesini baz alamam sadece, evimde fuhuş yapılması benim haneme günah olarak yazılır. eğer birileri öldürmeyi kendisine araç kılmışsa katildir ve öldürmeyi alışkanlık haline getiren birisi için yapılacak tek şey bir namuslunun çıkıp katili katletmesidir. eline silah almaktan geri duran bir adam bu sözleri yazıyorsa akıl sahipleri, vicdan sahipleri, at sahipleri, sonunda sırattan geçmek isteyen iman sahipleri, bütün sahipliklerini yeniden sahiplenerek düşünmek durumundadır. 
ne yapıyorsunuz siz, ne söylüyorsunuz bunca zamandır, cümleleriniz hangi birikimin ürünü, hangi dünyaya kulak kesildiniz de bizim dünyamızdan habersiz kaldınız. devleti savunmak devletin bugüne kadar yaşamaması için emek harcadığı insanlara kaldı sizin gibi söz dinlemez, laf anlamaz, kişisel hukuku tanımaz yeniyetmeler yüzünden. Lise kompozisyonu gibi metinler yazmak da bana.

hamiş: yaşıtlarının ölmesi sadece yaşlılarda yalnızlık duygusu yaşatmaz.