gözyaşları değerlidir. anlam katar dünyamıza.
ve "yitip giden" devrimler dinlemek lazım şimdi.
üzgünüm.
ölüm, hüznün şüphesiz en yetkin göstergesi.
20'li yaşların başındayım ve matematik beni yanıltmıyorsa altmışdokuz'un üzerinden kırkiki yıl geçmiş.
anlatmak gerekmiyor her şeyi, anlamak zorunda değilsiniz zaten, siz kendi küçük dünya'nızda dünyanın bütün müstekbirleriyle, zalimleriyle, tiranlarıyla, tağutlarıyla birlikte hareket etmeye devam edebilirsiniz, size söyleyecek sözüm yok, müslümanlığından utanmayan bir adam dün bu dünyadan göç etti.
ölüseviciler bugün televizyon ekranlarından evlerimize, mahremimize ulaşıp uzun ama hakikati olmayan cümleler kurmakla meşgul oladursunlar, konjoktürel olarak ağıt yakabilirsiniz bugünlerde ama bilsinler ki başkasının aşklarıyla başlayan hayatımız bazen başkalarının ölümleriyle de bir utanç anına dönüşebilir.
bu ülke insanı münafıklığı, ikiyüzlülüğü -evet samimiyetölçümü yapıyorum yine- bir yana bırakıp kırdığı kalplerin vicdan muhasebesini yapmak zorundadır.
ağlattıklarınızdan helallik dilemekte geç kalmayınız.
biliyor musunuz ki bu harekete mensup insanlar partilerinin kapatıldığı haberini iftar sofrasında aldılar, ben bilirim ki siz pijamalarınızla başbakan karşılarken benim dünyam'da gözyaşı vardı her anayasa mahkemesi kararı sonrasında.
bir gün laiklik torbasını açıp bakmayı düşünürseniz, metanetli olunuz lütfen, orada gözyaşı, hüzün, çığlık, acı, mağduriyet, ıstırap, elem, gam bulacaksınız. dikkat edin üzüntü demedim, mağlubiyeti de ağzıma almadım hiç, umarım anlarsınız dediklerimi.
bu ülkede katliam yapıldı, bir dönemin insanlarını imajlar üzerinden değerlendirip astınız üniversite kapılarında, şehrin meydanlarında, herhangi bir sosyal alanda. çok değil bundan on küsur yıl önce bu ülkede birileri dışarı dışarı dışarı diye tempo tutarken çok kıymetli şairimiz de -bu hanıma haddini bildiriniz, demekle kendini bahtiyar kılmıştı.
bu ülkede, şapkasını önüne almaya yanaşmayan bir adam, arabistan'a gitmemizi salık verdi, şüphesiz arabistan'a gitmek bizler için bir onurdur ama arabistan'ı bize sürgün kılanlar bilmelidirler ki o toprak galip gelecek ve her nefis ölümü tadacaktır.
bu ülkede bir kuşak din ticareti yapmakla suçlandı, suçlanıyor hala, bir nesil saltanatla mahkum ediliyor, elbette sizler bizim büyüklerimizsiniz ve birçoğunuz babam yaşındasınız, size kırgınlığım şahsi bir ihtiras sebebiyle değildir, ki ihtirasın bile bir hukuku vardır, sizler 89'da mücadelenin tam ortasındayken ben henüz yeni doğmuştum, elbette benden çok fazla şey tecrübe ettiniz ama lütfen şimdi gözyaşımıza cümlelerimizi karıştırmayalım, ölümüne ağlayalım.
söyleyecek çok sözüm var ve fakat cenaze evinde taşkınlık ahlaki olmaz şimdi.
ama bilesiniz ki söz var olduğu müddetçe verilmiş bir sözünüzün olduğunu unutmayınız.
allah razı olsun.
allah rahmet eylesin.
allah cennette kavuştursun.
hamiş: cümle düşüklüğü bizzat benim düştüğüm durumdandır.
28 Şubat 2011 Pazartesi
26 Şubat 2011 Cumartesi
die welle
- ayrıca ben de beyaz gömlek giymediğim için sanki cüzzamlıymışım gibi muamele görüyorum
- sen de niye giymiyorsun
- çok basit; çünkü istemiyorum
- ama ben giymek istiyorum, çünkü Dalga bana çok şey ifade ediyor
- peki ne?
- beraberlik, belki bu duyguyu bilirsin çünkü ailen var ama benim yok
hamiş: hiç sevmediğim bir şeydir filmden diyalog aktarmak ama çok etkileyici bir filmdi izlediğim, üzerinde düşünüp bir metin yazmalı/yım.
- sen de niye giymiyorsun
- çok basit; çünkü istemiyorum
- ama ben giymek istiyorum, çünkü Dalga bana çok şey ifade ediyor
- peki ne?
- beraberlik, belki bu duyguyu bilirsin çünkü ailen var ama benim yok
hamiş: hiç sevmediğim bir şeydir filmden diyalog aktarmak ama çok etkileyici bir filmdi izlediğim, üzerinde düşünüp bir metin yazmalı/yım.
mars mars günleri
tavlada sürekli yenildiğim bir arkadaş bugün
-böyle hiç zevkli olmuyor, gel sana tavla oynamasını öğreteyim, dedi.
tavla bir oyundu. öğretilebilirdi.
sonra yağmur yağdı.
dağıldık evlere.
hamiş: marş okunan bir şeydir, mars olunan.
-böyle hiç zevkli olmuyor, gel sana tavla oynamasını öğreteyim, dedi.
tavla bir oyundu. öğretilebilirdi.
sonra yağmur yağdı.
dağıldık evlere.
hamiş: marş okunan bir şeydir, mars olunan.
23 Şubat 2011 Çarşamba
22 Şubat 2011 Salı
21 Şubat 2011 Pazartesi
20 Şubat 2011 Pazar
*
belki çok sıradan
hatta çokça salaş
ve fakat tekrar izlerim herhal.
hamiş: belim ağrıyor, cidden :)
* soul kitchen
hatta çokça salaş
ve fakat tekrar izlerim herhal.
hamiş: belim ağrıyor, cidden :)
* soul kitchen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)