30 Haziran 2011 Perşembe

korku varsa umut vardır elbet

                                                                                                             dünyamız'a...
güneşi yaratan allah için
hangi zorluktan bahsediyorsun
kime tutkunsun ali derin
kızınca taşralı bir çocuksun

yetim olan peygamberdendir
kötü söz yakışmaz kalbine
seni sevmek uyuyabilmektir
muhacir aşkıdır medine

sefil olmak diye bir şey var
durumun vahimliği hakkında
merhem yoksa yara hep kanar
iki günü eşit olan ziyanda

garsonla göz göze gelemedim
okul ergen gibi uzuyor
randevuya geç kalmak adetim
alınganlık ayrılıktan zor

ezan okunan şehirde çay içilir
bana öğrencilik bir hayli ters
sehpanın varlığı sohbete karinedir
senin ayağında dört mevsim converse

26 Haziran 2011 Pazar

akıl unuttuğunda kalır

sevgili şair;
maden suyu vardır, sadelidir, içilir.
gece olur, ceket bırakılır, üşünülür.
frambuaz diye yazılır ve frambuaz diye okunur.
tramvay nasıl okunuyordu bu arada.
özlem vardır, okulun en çalışkan olanı değil.
bir duygu biçimi olarak.
-çalışkan o lan, diye kelime şakası yapılır.
şarkılar vardır seni söyler.
çalışılması gereken dersler.
mezun olursan gidersin mesela
sonra yine özlem başlar
okulun en çalışkan olanı değil elbette
bir duygu biçimi olarak.
sigara kötü birşeydir.
her şey ayrı yazılır
özen göstermiyorsun işte.
işte kelimesinin harfleriyle eşit yazılır.
gitmek kötü birşeydir.
kötü birşeydir'i çok sık kullandın.
hem hala ayrı yazmıyorsun
hayatımızdaki tek ayrılık bu değil
-biliyordum bunu söyleyeceğini
hem ayrılık yok bak hala bitişik
ramazan isminde ay vardır
bu yıl ağustos sultan olacak
sultan kelimesi de yasak mıdır?
ah muhsin ünlü vardı, hala var
ama pek yazmıyor artık
dizi filan terete'ye
gidiyorum bu, sayfa 33, sayfa 34, sayfa 35
ona özenen insanlar vardır
özlem vardır bir de
tamam anladın ama tekrar ediyorum yine de
okulun en çalışkan olanı değil
bir duygu biçimi olarak.
otopark vardır.
fiş hala yoktur.
black vardır.
uçak vardır.
ne çok acı vardır.
herşey iyi olacaktır.
her şey ayrı yazılır
ama aynı cümlenin çocuklarıyızdır.

*

ama kabul gemiden kumbara olmaz.
*şair sözü elbet şiirdir.

22 Haziran 2011 Çarşamba

ocak 27 "11

sarsıntıyı sismografla ölçemezsin her zaman, ezberindeki şiirler seni sakinleştirmez olur bir süre sonra, yazmaktan ziyade konuşmak istemektesindir çünkü kelime söz olunca çözebilirsin kendini, çözülebilirsin bir gece yarısında.   
ummadığın zamanlarda umulmadık cümleler kurarsın, boğazın kuruyabilir mesela, için titrer rüzgarsız bir yaz akşamında, üşümektesindir, hayatının her anında rodrigo çalmaktadır ve sen devrimci olmadığın halde adımlarını hızlandırmaktasındır, bir uçağın en güzel yanı bir gün geri dönecek olmasıdır.

' -geldiğimden beri gidiyorum
 -geldiğinden beri gitmiyorum '

nokta. şimdi başlayabilirim anlatmaya.
sağ alt köşesinde büyük harflerle üsküdar yazıyor, siyah beyaz bir fotoğraftan bahsediyorum, karşıdan çekilmiş belli yani deniz tarafından bakıyorsunuz, bir cami var, muhtemelen benim yolu karıştırdığımda şadırvanını bulup hemen yanındaki merdivenden mado tarafına indiğim cami, denizin ortasında bir kayık, kayıkta üçü bir yerde diğeri tek başına tam dört adam, iskele, evler, yedi tepeden biri.
 hemen yanıbaşımda duran bir karttan bahsediyorum aslında kartpostal derler ama postal askeri çağrıştırır ve sevmezsin emir komutayı :) bilirim. tam arkasında aralık 2010 üsküdar yazmakta, k harfini yazarken kalem çok zorlanmış belli, tam olarak hangi renkle yazıldığını söylemeye renk kültürüm yetmiyor, kırtasiyelerde bilmem kaçı bir milyona satılan renkli kalemlerden biri. altı sıfır atılmamış gibi davranıyorum farkında mısın. hülasa durum bu.
fonda hangi şarkının olduğunu söylemek istemiyorum çünkü ekşide bu şarkıyla ilgili çok çeşitli söylentiler mevcut ama güzel şarkı kabul ediyorum.
bir dersim açıklandı bugün bir puanla kaldım/kalmışım, başarısız.
balkonda uyudum, balkon ya değil ama.
günlük yazamıyorum çünkü yazmak insanı ikna etmezse kesinlikle düşman eder kendisine ki ben ne yazabilirim ki gitme sonrası günlerde.
rastgele bir sayfa açtım, sayfa elli üç, yürümek yürümek yürümek yürümek:, diye başlıyor, sen aynı kitabın aynı sayfasına bakamayacaksın çünkü bir kitap aynı anda iki yerde bulunamaz.
gitmek dışında her şeyden bahsediyorum dikkat edersen üsküdar, cami, renkli kalem, şarkı, balkon, günlük, bir türlü gelemiyorum asıl söze.
-bütün bir yazı boyunca bunlardan bahsettin, evet seni dinliyorum, ne söylüyorsun
-bilmiyorum
-ne dedin
-eeee
-eczane
- :) (karşılıklı gülmeler)

şimdi rodrigo çalıyor, masada tespih, gidiyorum bu, ah!

hamiş: gitmek dışında herşey
ya da: her şey. gitmek dışında.

14 Haziran 2011 Salı

seni seçtim

seni teselli edecek olan benim, beni tavlada tarumar edecek olan da sensin.
seninle çay içmek dünyanın bütün iktidarlarını kıskandıracak bir zaferdir.
seni ve bu ülkeyi sevmeye devam edeceğim dostum.
hamiş: hayat ne garip iki kişiden biri filan :)

duymuyorum

yorum yapan kişi, kurum ve kuruluşlar
bu işleri bırakın, grup yorum dinleyin.
ya da boş bir kağıt bulup imza atın, isminizi yazın, uçak yapın.
blog bahçesinde top oynamayın, yönetici asker emeklisi bir adam, pek sevmez gürültüyü.

11 Haziran 2011 Cumartesi

*

güm güm güm güm atma kalbim
atma şöyle
duyulur dışardan
*hakkında her şeyi duymak istiyorum.