17 Temmuz 2012 Salı

son ihtar


hidayet kelimesi ile değişim kelimesi arasında bariz olmayan farklar vardır ve bunları bilmek için alim olmak çoğu zaman yetersiz gelir zira ilim bu yüzyılda kendini Nasa’ya nispet etmektedir ve Nasa’dan gelecek hayır blogtan gelsin diyerek başlıyorum söze.
ey ahali sanırım farkında değilsiniz ve bu farkında olmama hali sizi giderek daha pervasız yapmaya yöneltiyor. yönelimleriniz beni haklı çıkarmıyor hani o iman ettiğiniz mahşer için alacaklı kılıyor bildiririm.
hangi ahlak kitabının ortasından başlayım konuşmaya, hangi ulu çınarlarınıza laf ederek kendimi sizin kara yüzünüze çalmak için hazırlayım.
terbiye etmek fiilini buzdolabınızda stokladığınız gıdalara tahsis ettiğiniz sürece hangi iklim size içinizde sakladığınız insanlığı hatırlatacak. 
zehir zemberek kızgınlığımı gayrimeşru ilişki ağlarınızın başkenti olmuş hayasız taleplerinizde mi eritmeliyim yoksa aşağılık isteklerinizi kendi çukurunuza mı terk etmeliyim.
annenizden edindiğinizi benim blogumda harcamak sizin gözlerinizi yormuş olmalı ki hakikati görmezden gelmek aymazlığına doyamadınız bir türlü.
hey insan evladı; nefretini kazandığınız insana daha neyin çabasını gösteriyorsunuz.
din kültürünüzü yabancı metinlere indirgediğinden beri ahlak bilginizi de kullanmaz olmuşunuz.
beni rahatsız etmek size ne kazandırıyor bilemem ama bana kazandırdığı haklı bir mutluluktur zira bazı insanlara nefret beslemek de insanlık onuruna dahildir.
beklentileriniz sadece mide bulandırıyor ekranın diğer ucunda ve bu bulanıklık sahibini ısıran bir köpeğin hazin sonunu hazırlıyor: ismiyle değil köpekliğiyle hitap etmek.
diş sağlığınız sizin ısırma yeteneğinize hizmet etmeye başlamışsa kendinize bir elma bahçesi bulun dikkat edin o elmalar yasak olmasın nüfus cüzdanınızın din hanesinin karşısında yazan inancınıza göre.
insanın sinir uçlarına dokunduğunuzda karşılaştığınız muamele hakaret oluyorsa, muamelenin kendisi haktır sizin yaptığınız ise vebale müstahaktır.
birkaç gün sonra tutacağınız oruca, hızını bir türlü alamayan dilinize de ekleseniz bir zaman sonra karşılaşacağınız hayatınızda size oldukça yardımcı olacaktır çünkü kuracağınız hayata yasak fikirleri taşımak sizi mutsuz etmekle kalmayacak günahkar kılacaktır ve benim bu günaha dolaylı fail olarak katılacağımı düşünüyorsanız fena halde yanılgı içerisindesiniz çünkü bazı günahları işlemek değil yaklaşmak yasaktır. –anlatım bozuk oldu ama dilimi bozmanın yanında hiçtir-
yılmaz bir şekilde aymazlığı devam ettirmenin hazzını kendi karanlık kalbinizde devam ettirin bundan sonra, bu bir emirdir ve her gün dua ettiğiniz rabbiniz size bu kadarından dahi sakınmazını emretse de sizin bir anda bu kötü alışkanlıklarınızı bırakamayacağınızı üzülerek tespit ettim bu yaşadıklarımla. umarım kendi kalbinizde bu durumu inkar edince affa uğramak için benden helallik talebinde bulunmak zorunda kalmazsınız zira rabbiniz bütün beşerlerden daha merhametlidir.
hayatı haftanın belli günlerinde ekrandan izlediğiniz dizilerle karıştırmayın, onur ünlü bir adam artık ve onun ünü yaptığı dizi ile olmasına rağmen sizin ününüz şu an itibariyle yapamadığınız ahlaki duruş ile var oldu benim dünyamda.
kendinize hakim olmayı başaramıyorsanız evinizin duvarlarından başkasını rahatsız etmeyin.
ulu hocalardan kazanamadığınız formasyonu ne kadim başkentin fakültelerinden ne de yaşadığınız şehirlerin dost sohbetlerinden de edinmediğiniz çok ortadayken daha fazla sınır ihlali yapmayın. zira dur ihlaline uymayanın karşılaşacağı son, otobüsün son durağından içerik olarak bambaşkadır.
allah kötü insanların şerrinden tüm masumları korusun. amin.