9 Nisan 2009 Perşembe

zühre'nin kaderi bu tahir olmamalı...

kasvetli bir öğle sonrası.
hava içine kapanık,tedaviye ihtiyacı var,klinik falan.
ilerliyoruz sürekli.
bankalar,vezneler,beklemeler,eller,yerler,dizler ve bir dizi kelimeler.
bekleniyoruz işte.
ders başlamıştır,mesainin bitmesine az kalmış,tren kalkmak üzere,tercüme edilmesi gereken sayfalar var daha,vizelere az kaldı,yapılması gereken pasaport işlemleri.
akıcı trafik,sarı taksilerin olmadığı bir şehirde yaşamak,tevellütü çok eski tramvaylar
en çok da hacı amcaların yürüyüşleri.
nasıl da özlü sözleri var dillerinin ucunda,hayırlı ve hayırsız evlatları,emekli ikramiyesiyle aldıkları, torunlarının üniversiteleri,eskiden devlet hastanesine canavarlar inerdi/eski garajın orası mezarlıktı/allah allah kampüse kadar her yer ev olmuş/mahallede bir gariban vardı,adamı yirmi sene önce kandırmışlar,kampüs civarından arsa satmışlar,şimdi adam gayrimenkul zengini olması ve daha nice eskiden yeniden muhabbetler.
bu şehrin en çok hacı amcalarını seviyorum;kapu camii civarında vakit geçirmelerini,ikindi namazı sonrası muhabbetlerini,lüzumlu telefonları ceketin iç cebinde taşımalarını,yakın gözlüklerini ve bir türlü alışamadıkları yalnızlıklarını.
şadırvanları,kapu camii civarı esnaflarını,müsait bir yerde inmesini,üslubunu,lafını, sözünü, ince minare önünden geçen edepli talebelerini,rampalı çarşı ve eşrafını seviyorum.
tramvayda yer verdiğim teyzelerin ısrarlarıma rağmen oturmamalarını,sizin yolunuz uzun demelerini,emekli memurlarının emlak işlerinde vakit geçirmelerini,dünya kelamı etmelerini de seviyorum.
geleneği olan ve içinde "kadim" kelimesi geçen tüm giriş,gelişme ve sonuçlara hayranım.
şehrin ortasında bir tepenin varlığını ve tepemizin tam ortasında termosla satılan çayları, gazetenin spor sayfasını çimlere serip oturmaları,muhabbetleri seviyorum.
baranaları,çetnevirleri,değirmende öğütülmüş unları,diş bulgurlarını,asker uğurlamalarını,
tirit diye bir şey var kardeşim onu seviyorum.
yirmi senedir hasbel kader yaşadığım bir yer burası.
nice anılar ve sözler var defterimde.
portreler,konuşmalar,mahalle maçları,gazoz kapağı,futbolcu kartları,beslenme çantası ve içindekileri.neler neler var bu şehrin kokusunda.
anlatacaklarım var,hevesim var,itirazlarım var,hiç bir şeyim yoksa vicdanım var.
onca güzel çağrışımın devam etmesi gerek,bu şehrin gençleri bu şehre küsmemeli.
evet seviyorum bu şehri,esaslı hayaller taşıyorum hatta.
yazacağım elbet ama lütfen be kardeşim biraz politik tercihlerini gözden geçir.
dur iki dakika,şöyle bir nefeslen,adaletiniz vardı sizin,hatırlayın.
göz var mizan var hadi hiç bir şeyi anlamadınız allah var.
neşet ertaş'a kulak verin,ellerinize bakın,hikayenizi anımsayın.
açın iki sayfa okuyun be mübarekler.
kalem tutun,içinizi dökün,size söylüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder