yine çok konuşacaklar farkındayım.
mahremiyete dokunacaklar, dil uzatacaklar, yorum yapacaklar çay sohbetlerinde, sen yokken konuşacaklar adamım.
senin terhis beklemen onlar için bir şey ifade etmiyor aslolan er gazinosu'nda dönmesini arzuladıkları aşağılık muhabbet.
şimdi sen olanca nezaketinle dikkat ediyorsun ya hareketlerine, özenle seçiyorsun kelimelerini, tavrını ve bozmuyorsun üslubunu her türlü müdahaleye rağmen, ama yanılıyorsun dostum, anlamayacaklar seni, ortalamanın üzerinde birisi olman seni ortalama altının gazabından korumaz.
zannediyorsun ki, senin iyiniyetinle çözülecek bütün bu olanlar, senin güzelliğin yetmez ki dünyayı tabloya çevirmeye, hayır kabul edelim ki imtihanı yapan allah değilse her zaman şüphe olacaktır kalbimizde.
şimdi üzgün olabilirsin, o ağacın altında değilsin, farkındayım, söyleyecek sözlerim de yok zaten.
en iyisi büyüklerin meclisinde biraz daha vakit geçirmek, bakışımızdan anlar onlar. çay bardağına uzanırken hissederler derdimizi, soru sormayışımızdan bilirler boşlukta oluşumuzu, galiba dokunacakalardır yaramıza, onaracaklardır gönlümüzü.
olmadı, uzun yürüyüşler hediye edersin kendine, elemtere'den aşağısını okursun içinden, bildiğin birkaç mısrayı söylersin, ıssız sokaklarda çocukların önüne süzülen toplarına dokunursun, çay içersin esnafla, halka karışırsın, halkımızla bütünleşirsin :)
hepimiz mutsusuz, anlasana.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder