4 Şubat 2009 Çarşamba

ADRESLER UNUTULUR,KAPILAR ASLA!


-loreena ve tüm benzerlerine...

Kapının temel işlevidir kapatmak.Kapalı durmasıdır makbul olan.
Kapalı kapılar ardındayızdır çoğu zaman.Kapanırız büyükce bir odanın köşesine.
Haklarımız ve borçlarımızı düşünürüz mesela ya da haklıları ve borçluları...
Çok düşünürüz,çok konuşuruz,çok ağlarız ama kapılar kapalıdır çoğu zaman.
Türküler parolasız girer o kapıdan içeri,ah edip inleyenler de hakeza.
Kapının kapalı olmasından mütevellit kapanırız belli başlı adamların dizinin dibine.
Esas duruşa geçtiğimiz satırlar ve sesler belleriz orada.
Sinirleri çok evvelden alınmış gibi konuşan dostlar ediniriz kapıların ardında...Neşet Ertaş'ın sırtından eksik etmediği oduncu gömleğini giyeriz kimsenin olmadığı odamızda,"sisli şarkılar" tutarız yanıbaşımızda,görmezden gelemeyiz eski bir dostu-her ne kadar çok değişmiş olsa da yüzü-,uzunca bir müddet bize esmeyi anlatan rüzgara sığınırız ve o rüzgar bizi yanlız bırakmaz,kapının altından da olsa gelir yamacımıza usulca...
Yakın tarih,kültürel yozlaşma,hukuk metodolojisi,iktisadi doktrinler tarihi ve daha nicesine yer yoktur kapılar kapandıktan sonra.Sosyolojik açılımlardan da geçeriz kendi başımıza kaldığımızda.
Yalnızca esaslı hatalar ve esaslı hataları yapabilecek esaslı taraflara yer vardır kapının kapandığı geniş zamanlarda...
Biz bize kalırız işte o zaman,cümlelerimiz yeniden devrikleşir,takım elbiseden sıyrılırız,müşterek kararnamelerden çıkmış bürokrat olmaktan kurtuluruz ve açılırız yitik cennetimize.
Kapandıkça kapılar,görür oluruz bir zamanları...
Kapattıkça kapıları,hatırlarız kendimizden olanı...
Kapanınca kapılar,yeniden severiz belki kapalı olmayanı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder