eviniz vardır, müstakildir, hemen önünde şirin bir bahçe, bahçe içinde çeşme ve çeşme dibinde minicik süs havuzu, havuzun ötesinde bir dizi yeşillik, bir başka dizi çiçekler, reyhanlar, sümbüller, havuzun berisinde organik tarım babından domatesle başlayıp kabak, lahana, salatalık ve arkadaşlarıyla devam eden dolma biberlerin de eksik olmadığı manav reyonu, hülasa havuzun etrafında şekillenmiş bir bahçe görüntüsü.
havuzun birçok metre ilerisinde bahçenin bittiği duvarın dibinde bahçe kadar küçük bir ardiye vardır, ardiye içinde el arabasından tutun da keser, kazma, eski ayakkabılar, hızlı zamanlardan kalma radikal siyasi dergiler, yakacaklar, hemen girişinde geçen kıştan kalma birisi açılmış olmakla birlikte üç çuval kömür, yıllardır tavuk etine mezar olan emektar mangal, üç kuşağı sırtında taşıyan üç tekerlekli bisiklet, ortaokulda iş eğitimi hocasının yaptırdığı şimdilerde ise saçı başı karışmış kendini sokaklara vermiş deli kadına benzeyen nazar ağacı atılıdır ardiyede, o soğuk ve karanlık yerde ne çok anı vardır kim bilir, kim bilebilir, ardiye de dahildir o eve, küçük bahçeli, müstakil, güzel eve.
mütevaziliğin başkentidir o ev. kutu gibidir. alı aldır, moru mordur ve buna rağmen kimsenin dengesi bozmamıştır, antisosyal kişilik bozukluğu raporuyla giren hüseyin hatemi gibi çıkar o evden. dertlere deva, hastalara şifa, borçlulara eda, tüm kafiyeli güzelliklere yuvadır o ev. içinde dışarıdan çok farklı, bambaşka, aman allahım'lık bir şey yoktur ama iyi gelmiştir insan evladına. böyle bir evdir. huzurun kaldığı, yaşamın tam ortasında, sükunetin sarfınazar edilmediği rüya gibi bir evdir orası, mekandır, andır, ora, sı.
sonra bir gün işte, o romanlardaki gibi, en mutlu günümüzün akşamında gelen kötü haber gibi, güzel günlerin en güzelinde, sevinçli sözlerin en tebessümlü cümlesinde, nasıl ama nasıl mutlu, dertsiz bir günde, birisi gelir ve o evi sizin başınıza yıkar, sizin gözünüzün içine baka baka, tüm iyiniyetinizi bir kenara bırakıp, iyi olanı, sevimli, minik, tatlı, keyifli, şeker yeri, safiyane duygularınızı hadım ederek yıkar, parça pinçik hale getirir, viran eyler, üstünden geçer, kullanılmaz, yararlanılmaz hale getirir, yok eder, mütemmim cüzlerini mütemmim cüz olduğuna pişman eder, işte o mahluk, yaratık, insan gelir ve o güzel mekanınızı gücünüzün yetmeyeceği araçlarla, vinçle, yıkım ekibiyle, silahıyla, emirle, demirle yıkar.
tüm sözler biter, tüm anılar, resimler, hikaye sona ermiş, ölüm hak olmuş, miras yok olmuştur, usandırır canından.
işte öyle olmuştur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder