28 Ocak 2010 Perşembe

hafif sıyrıklar

dar vakitte, can sıkan bir umutsuzluğa düçar olmak.

panjur kapanınca her yer gece.

tarkan'ın asla şarkısının arak olduğunu sözlükten okudum, meğer benim "nokere ren thuram" diye kendimce söylediğim şarkıdan iktibas ve iltibas etmek suretiyle sanatını icra etmiş beyimiz.

yakışıksız tutumlar sergilediğim için dünyanın bütün dillerinde turgut uyar'dan özür dilerim.

tespitim odur ki "0.5-2B-tombo" ahir ömrümün en dayanıklı üçlüsüdür.

"telefon rehberi" diye bir şey olmasaydı, ne kadar da az numarayı ezberlemek zorunda kalacağımı keşfettim bugün.

ağdalı cümlelerle hayatımı sürdürmek zorunda kalsaydım, tüm sınavlardan sonra, şu cümleyi kurardım sanırım; -sizi böyle soru sormaktan men ederim sayın akademisyen.

2100 yılında yapmak istediğim tek klas hareket var; tarihi "yirmibirçiftsıfır" diye seslendirmek.

her şey iyi gidiyorsa, isviçreli olduğundan şüphe duymaya başla, şu dünya üzerinde isviçreli olan birinin ne sorunu olabilir ki, minareden başka.

"k" ile başlayan ne kadar çok güzel kelime varmış meğer; kerhen, kadim, kuytu, kar, kesif, keşif, ketum, kandil, kara, kuru ve daha nice mutlu k'ler.

"sözleşmesel" kelimesini cümle içinde kullanan birisini mecmua okuyanlar asla affetmeyecek; dergi okuyanları bilemem.

modern isim saçmalığına birisinin son vermesi gerekmiyor mu artık, su ile biten isimden kimseye hayır gelmez, çocuğun ismini kayınvalide'den kaçırmak için bu kadar muvazaa kamu vicdanını yaralıyor. çocuğunun adını "serapsu" koyan adamın kütüğüne baksan hocafakıh yazar, şu yaptığı densizliğe ne demeli şimdi, hem hiçbirimiz börmıngımlı değiliz ki.

"orhan gencebay-al senin olsun" olmasaydı, olmazmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder