20 Mart 2009 Cuma

Bu Su Hiç Durmaz

Gözlerime kum atıyorlar,cehennem yangınında gözlerim.
Bile bile lades diyorum uykuya.
Direniyorum ve besbelli ki kaybedeceğim gecenin ilerleyen saatlerinde.
Üç ihtilal çocuğu,parasız yatılı,füruzan,büyükşehir sınırları içinde zor bulduğum bilgeliğin erdemi,meşru müdafaa,ifa,osmanlı ceza hukuku tüm bunların üstüne müstehzi bir gülümsemeyle(önceki yazılarda da kullandım ama olsun,seviyorum bu tabiri) yaklaşmakta olan medeni.
Yorgun değilim,dert/tasa/sıkıntı desem değil,dört başı mamur bir hayat.
Borcum yok,temerrüde düşmedim,günü gelmiş senetlerim hiç olmamış.
İçinde para geçen her konuda yok hükmündeyim,temel unsurlardan kaybediyorum.
Canım sıkılıyor...
Çok sevdiğim insanların ortasında tokat yemiş kadar rencide olmuş bir vaziyette dolaşıyorum dünyanın tüm başkentlerini.
Romalılarla eskiden kalma bir hukukum var ama çok fazla duramıyorum yanlarında.
Berlin soğuk davranıyor nedense oysa hep iyiniyetle yaklaşmıştım kendisine.
Londra yine kapalı,yine şemsiyeler var üstünde,korunaklı olması beni ürkütüyor.
Allah dert verip derman aratmasın kimseye.Dur böyle değildi.Allah dert verip dermansız bırakmasın mıydı doğrusu. Galiba.
Uçaklardan ve havalanan insanlardan kaçıyorum,saygısızca.
Meselenin tüm sırrına vakıf olmuş gibi anlatmaları yok mu, hani cümlenin sonunu beklemeden gözlerini kaçırmaları, her soruya verilecek cevapları yok mu,toplum içinde özgüvenle hareket etmeleri, kendinden emin tavırları, hepsinden nefret ediyorum.
Adem ve Havva diyorum kendi kendime,Sezai diye sesleniyorum korku ve karanlık eşliğinde, deniz dalgalanıyor,kuşlar dengesini kaybediyor,viyadükler oluşuyor zihnimde, cebimdeki parayı yeniden sayıyorum,hesap yine tutmuyor,açık veriyorum,sonra konu kapanıyor, cümlenizden allah razı olsun,ey kelimeler sizi seviyorum.
Gizli saklı içilen sigara gibi büküyorum boynumu.
Mezarlıklar oluşuyor özümde,soğuk taşlara dokunuyorum sessizce,çok şeyler anlatıyorlar, sesleri çok tanıdık ama anlaşamıyoruz bir türlü.
Toprak üzerinde toplanıyor tüm büyüklerim.İrkilerek yaklaşıyorum eş/dost/tanıdık yerlere.
Uzun süredir görüşmedikleri dostları gibi karşılıyorlar beni.
Uzaklarda bir silüet beliriyor,korkuyorum,çok korkuyorum, çok ama.
Ağır ağır çıkıyor merdivenlerden,şiir gibi,sarı-kahverengi yüzü,neşeli ve bayındır.
Yaklaşıyor,nasıl da bakıyor öyle.
Kimden bellemiş acaba tüm bu yaptıklarını,soru işareti.
Çok öncelerden söylenmiş bir şiiri yaşıyor.
Yakışık alıyor tüm yaptıkları.
Sonra,sonrası uzun boşluklar ve esaslı suskunluklar.
Halüsinasyon...Karabasanlar...Tabiri caiz olmayan rüyalar...
Canım sıkılıyor...
Günler uzuyor.
Kanlıca'nın ihtiyarları gibiyim.
Tersinden okuyorum tüm şiirleri.
Canım sıkılıyor...
İyi bilmiyorum kendimi,kendime iyi gelmiyorum,iyi ki gelmiyorum kendime...

1 yorum:

  1. sessizlik susmayla cem ettiğin en büyük tepkisizliktir
    düğmesini kapattığın karanlık dünyanın ödenmeyen faturasıdır içindeki her küflü şarkı
    sen her dünyaya aynı kelamı sunmaktasın aldatmaktasın
    bahçende ki her bir lale için ayrı bir hurin var mecnun ağıtların var
    V maskenin altında yanmış yüzünü saklamaktasın hangi cepheden kaçtın niye burdasın

    YanıtlaSil